11 Aralık 2010 Cumartesi

MİLAT - İHSAN KAPLAN

An itibariyle gün içinde başladığım kitabı bitirmiş bulunmaktayım, yaklaşık 324 sayfalık bir roman. Kitabın kendine ait birde müzik cd si var. Cem Adrian nın seslendirdiği albüm 12 şarkıdan oluşuyor. Kitabı da bölümlerine bu şarkılara göre ayırmışlar. 6. bölüm yerine, Cd-6 : Hayalet yazılması gibi. Ve kitabı okurken, hangi bölümdeyseniz o bölüme ait şarkının dinlenmesini telkin ediyorlar. Oldukça orjinal ve etkileyici bir yöntem. Yani düşünsenize kitapta okuduğunuz her bölümün kendine ait bir şarkısı var, çok güzel bence..

Kitapla ilgili düşüncelerime gelirsek eğer, beğendiğimi söyleyebilirim. Kitabı okumadan önce endişelerim vardı ama başladıktan sonra hepsini unuttum. İlgi alanıma giren bir sürü konu çarptı gözüme. Kitabın ilk beni yakalaması ise galiba hikayenin Romada başlamış olması. İstanbuldan sonra en çok sevdiğim şehir Roma olduğundan okurken ayrı bir dikkat kesildim. Kesinlikle sıradışı bir konusu var. Neler olacağını asla bilemeyeceksiniz okurken, tahmin bile edemeyeceksiniz. Kitabın içeriği çok zengin. Nelerden bahsettiğini ana başlıklarla özetleyebilirim; vatikandan, papadan, romadan, genetik biliminden, insan kopyalamaktan, üç büyük dinden ve kitaplarından, astral yolculuktan, elektirikle tedaviden, isa dan, istanbul dan, kudüs den, rüya aleminden.. Özellikle böyle karşık yazdım, kitabı okumuş gibi olmayın diye. Bu yazdıklarımla ilgili oldukça doyurucu bilgileri hikayenin akışı içinde sıkılmadan alabiliyorsunuz.

Ve kitabın anlatım tarzı da enteresan. Aslında birazda sıkıntı doğuruyor bu. Bir zaman sırası yok hikayenin içinde. Sürekli zaman ve mekan değişiyor.Hikaye aynı anda hem roma da hem lyon da devam edebiliyor yada bir anda iki yıl geri gidip sonra üç yıl ileri gidip tekrar beş ay geri gidebiliyor. Evet yalnış yazmadım, zamanları aklınızda tutmazsanız çorba olabilir her şey. Sürekli tarih, saat ve yer belirtiyor zaten. Bu hikayenin çok dinamik olmasını sağlasa da  anlam karmaşasını da beraberinde getirebiliyor. Benim için ise bu sürekli ileri geri zaman ve mekan geçişlerinin en yorucu tarafı; tam hikayeye kaptırmış giderken bir anda kesilmesi ve tekrar başka bir zamana ve o andaki duruma adapte olmaya çalışmaktı. Kitap da çok hoşuma giden bir alıntıya rastladım, onu yazmak istiyorum unutmadan.

'Uyanıkların bir tek ortak dünyası vardır. Uyuduklarında herkes kendi dünyasına döner... '
Herakleitos


Son olarak şunu demek istiyorum, kitabın bir sonu yok! Yani ucu açık okuyucunun yorumuna falan bırakılmış değil! Kitabı okurken büyük bir heyecanla olan biteni öğrenmek için arka sayfayı çevirdim ve kitap bitti! Bir müddet eksik bastıklarını düşündüm ama malesef öylece yarım bıraktı beni kitap. Genelde biz kitapları yarıda bırakırız ama orjinalliğinden olsa gerek burda kitap sizi yarıda bırakıyor.. Ve hikayenin içinde yarıda kalan bir çok enstantene birçok ayrıntı içinde kalmış olay var. Okurken zaman geçişlerinden dolayı bunların yarıda kaldığını ve yeri geldiğinde tekrar değinip bağlayacağını düşündüm ama havada kaldı hepsi. Hikayeye bütün bunların toplanmasıyla muhteşem bir son verilebilirdi. Bu potansiyel fazlasıyla var çünkü kitapta. Sanki dvd izlerken pause tuşuna başmışsınız ve herşey  öylece donmuş gibi bir his veriyor kitabın sonu.

Okumaya değer bir kitap. Bahsettiğim konulardan ilginizi çeken varsa kesinlikle alıp okuyun..

Buda kitabevinin sitesi ve kitabın tanıtımı : April Yayıncılık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder