7 Temmuz 2015 Salı
Kapsül
Gün içinden kedi manzaraları 1
Bugün işyerinin yakınlarından gördüğüm bu sevecen tatlı olanı. Alıp getirdim. Belli bizim hanın kedilerinden değil. Bizim oranın kedicikleri yabani olur insana hiç sokulmazlar çünkü. Bu öyle değil ama,her gördüğünün kucağına atlıyor velet:) karnını doyurdum, elimden geldiği kadar alıştırmaya çalıştım.inşallah yarın tekrar görürüm onu. Çünkü ancak yakınlarda olursa düzenli yemek yiyebilir. Çok zayıf Uysal. Uysal mı, o da ne öyle ? demeyin, Adını Uysal koydum huyundan ötürü. 3-4 aylık sevimli bir erkek. Umarım bahtı açık olur. Umarım tekrar gelir ..
3 Temmuz 2015 Cuma
Yok mu binen
19 Haziran 2015 Cuma
Yaman Kedisi
Azman görünümlü baba geldi bizim yamanın yanına, bu seferde yaman tepki gösterdi azmana..
Bizim tahmin ve gözlemlerimiz sonucunda ; yamanın başka biri tarafından nasıl olsa bakar diye bu kedilerin yanına bırakıldığı idi.ama malesef kabul görmemiş ve dışlanmıştı yavrucak.
Bir sıkıntı olduğu da çok belliydi. Çünkü çok durgun ve sürekli yatar pozisyondaydı.
Onu o şekilde orda bırakmak üçümüzünde içine sinmedi. Ama yanımdaki çift evlerinde 2 kedileri olduğu için alamayaklarını söylediler.
Kısacası görev bana düştü. Çünkü o kediyi o şekilde savunmasız bırakıp dönseydik eğer ya bir arabanın altında kalır yada çoluk çocuğun eline düşüp işkence görürdü. Klasik ve kaçınılmaz senaryolar bunlar malesef. Yaman bir sokak kedisi gibi değildi. İnsanlardan kaçmıyordu, kimsenin ulaşamayacağı kuytulara girmiyordu. Bu da onu daha çok savunmasız bir hale getiriyordu....
Aldım yabanı kucağıma. Zaten el kadar birşey :) veterinere kadar yürüdük beraber. Yavrunun pek hali olmadığı için uyudu zaten hemen.
Veteriner çok ateşinin olduğunu ve bağırsaklarında da ishal benzeri bir sıkıntı olduğunu söyledi. Ateş düşürücü iğne ve antibiyotik iğne yaptı. Dış parazit için spreyle adeta yıkadık yamanı. Bütün böcüklerinden kurtuldu :) iç parazit içinde hap yutturduk. İğneler için yarında gelmem gerektiğini söyledi veteriner.antibiyotik tedavisi duruma göre 5 veya 7 gün sürecekmiş. Mama vs gerekli alışverişide yaptıktan sonra eve geldik yamanla. Koyduğum yerde hemen uyudu garibim. Veteriner ateşini düzenli kontrol etmemi söyledi. Çünkü eğer ateşi düşüremezsek kaybedebilirdik yavruyu. Neredeyse gece yarısına kadar ne yedi ne içti. Öyle melül melül yattı..
Neyse çok şükür ilaçlar etkisini gösterdi ve yamanın gözleri çipil çipil açıldı. Ateşi düşmüştü nihayet. Nerdeyim diye etrafı kesmeye başlamıştı :)
İğnelerini de bitirdik günler içinde çok şükür... Nerdeee şimdi o ilk bulduğum yaman. Onun içinden afacan yaramaz bir şey çıktı. Tay gibi koşturuyor evin içinde artık:) ama o kadar uysal ve sevecen bir kedi ki, daha parmağınızı o pofidik tüylerine değdirir değdirmez tor tor tor başlıyor ses çıkarmaya :)
Ama sıkıntım şu ki ; evde ben yokken onunla ilgilenecek kimse yok. Ancak akşamdan akşama görüyorum yamanı. Bu yüzden de sahiplendirmeyi düşünüyorum. Erkek, sarman ve bilemediğin bir cins ile kırma. Yaklaşık 5 haftalık. Hepsinin başımızın üstünde yeri var ama yaman bir sokak kedisi değil. Daha öncede yavru büyüttüğüm için halinden tavrından hemen anlaşılıyor soyunun evcil bir ev kedisinden geldiği.
Bakalım yamanı sahiplenecek şanslı kişi yada aile kim olacak..
Etiketler:
cat,
hayvan sevgisi,
kedi,
kitty,
sahiplenme,
sarman,
sokak hayvanları,
yaman,
yavru
21 Mayıs 2012 Pazartesi
DERİN İMPARATORLUK
Saygın Ersinin okuduğum ikinci kitabı ''Derin İmparatorluk''. Ama bu kitabı ''Yedi Kartal Efsanesi''nin editörü Orkun Uçar ile birlikte yazmışlar. Kitap o kadar müthiş bir başlangıç yaptı ki ilk 50 sayfada resmen ağzım açık kaldı, büyülendim.
20 şubat 1919'da Ali Fuat paşa ile açılış yapıyor kitap,ingilizlerin kuşatması altındayken.Ali Fuat paşa Mustafa Kemal ile buluşmak üzere şişlideki evine gidiyor.Mustafa Kemal Ali Fuat paşa ile çok gizli ve ülkenin düşman işgalinden kurtulmasına yardım edecek bir sırrı paylaşıyor ve onu Ankaraya malum kişileri bulmaya gönderiyor.
Sonra pat diye 8 haziran 1453'e dönüyoruz ve karşımıza, fethettiği constantinapolis'deki bizanslıların imparatorluk sarayında volta atan Fatih Sultan Mehmet çıkıyor. Çandarlı paşayı zindana attırmış işkence ile malum kişilerin isimlerinden oluşan bir liste almaya çalışıyor ağzından... Bu arada Fatih Sultan Mehmet ve babası Sultan Murat arasında geçen konuşmalar çok çarpıcı olduğunu söylemek isterim...
Daha sonrasında ise 2008 yılına geliyor ve hep orda kalıyoruz.. Çok genç ve önü açık bir politikacı ve hamile karısı izmire bir mitinge giderken yolda bir suikaste uğrayarak öldürülüyorlar. Ölen politikacının erkek kardeşi ve eş zamanlı öldürülen bir tarih araştırmacısının yakını bir kız ve onların peşindeki adamlar kitabın gidiş hattını belirliyorlar. Küçük kardeş abisini kimlerin ve niye öldürdüğünü öğrenmek için canı pahasına bir koşuşturma içine giriyor. Kitabın bundan sonrasının tipik bir ''national treasure'' vakası olduğunu söyleyebilirim. Akıl oyunları, koşuşturma,biraz aksiyon, şifre çözmeler,anahtar bulmalar vs...
Sonu ise bayağı çarpıcı ve güzel bitiyor ama. Özellikle kitabın son 15-20 sayfasında anlatılan türk ve osmanlı tarihi çok sıradışı ama mantıklı verilere dayanıyor.Gayet doyurucu ve etkiliyeci bir alternatif tarih anlatımı var. Daha doğrusu olay şu konseptte; sizin bildiğiniz bir tarih var,bir de onun arkasında daha somut başka bir tarih var.Umarım anlatabilmişimdir demek istediğimi:)
Kitap başladığı gibi muhteşem devam etmedi ama genel olarak kötü olduğunu söyleyemem.. Okumanızı tavsiye ederim..Tabi kitabı bulabilirseniz:)
20 şubat 1919'da Ali Fuat paşa ile açılış yapıyor kitap,ingilizlerin kuşatması altındayken.Ali Fuat paşa Mustafa Kemal ile buluşmak üzere şişlideki evine gidiyor.Mustafa Kemal Ali Fuat paşa ile çok gizli ve ülkenin düşman işgalinden kurtulmasına yardım edecek bir sırrı paylaşıyor ve onu Ankaraya malum kişileri bulmaya gönderiyor.
Sonra pat diye 8 haziran 1453'e dönüyoruz ve karşımıza, fethettiği constantinapolis'deki bizanslıların imparatorluk sarayında volta atan Fatih Sultan Mehmet çıkıyor. Çandarlı paşayı zindana attırmış işkence ile malum kişilerin isimlerinden oluşan bir liste almaya çalışıyor ağzından... Bu arada Fatih Sultan Mehmet ve babası Sultan Murat arasında geçen konuşmalar çok çarpıcı olduğunu söylemek isterim...
Daha sonrasında ise 2008 yılına geliyor ve hep orda kalıyoruz.. Çok genç ve önü açık bir politikacı ve hamile karısı izmire bir mitinge giderken yolda bir suikaste uğrayarak öldürülüyorlar. Ölen politikacının erkek kardeşi ve eş zamanlı öldürülen bir tarih araştırmacısının yakını bir kız ve onların peşindeki adamlar kitabın gidiş hattını belirliyorlar. Küçük kardeş abisini kimlerin ve niye öldürdüğünü öğrenmek için canı pahasına bir koşuşturma içine giriyor. Kitabın bundan sonrasının tipik bir ''national treasure'' vakası olduğunu söyleyebilirim. Akıl oyunları, koşuşturma,biraz aksiyon, şifre çözmeler,anahtar bulmalar vs...
Sonu ise bayağı çarpıcı ve güzel bitiyor ama. Özellikle kitabın son 15-20 sayfasında anlatılan türk ve osmanlı tarihi çok sıradışı ama mantıklı verilere dayanıyor.Gayet doyurucu ve etkiliyeci bir alternatif tarih anlatımı var. Daha doğrusu olay şu konseptte; sizin bildiğiniz bir tarih var,bir de onun arkasında daha somut başka bir tarih var.Umarım anlatabilmişimdir demek istediğimi:)
Kitap başladığı gibi muhteşem devam etmedi ama genel olarak kötü olduğunu söyleyemem.. Okumanızı tavsiye ederim..Tabi kitabı bulabilirseniz:)
13 Mayıs 2012 Pazar
ON KÜÇÜK ZENCİ - AGATHA CHRISTIE
A.G.'den muhteşem bir kurgu daha...Ne yazayım kitapla ilgili bilemedim ve kitapta geçen on küçük zenci şiirini buraya yazmanın en iyisi olacağını düşündüm;
On küçük zenci yemeğe gitti,
Birinin lokması boğazına tıkandı. Kaldı dokuz,
Dokuz küçük zenci geç yattı,
Sabah Biri uyanamadı, kaldı sekiz,
Sekiz küçük zenci Devonu gezdi,
Biri geri dönmedi. Kaldı yedi,
Yedi küçük zenci odun kırdı
Biri baltayı kendine vurdu. Kaldı altı,
Altı küçük zenci bal aradı,
Birini arı soktu. Kaldı beş,
Beş küçük zenci mahkemeye gitti,
Biri tutuklandı. Kaldı dört,
Dört küçük zenci yüzmeye gitti,
Birini balık yuttu. Kaldı üç,
Üç küçük zenci ormana gitti,
Birini ayı kaptı. Kaldı iki,
İki küçük zenci güneşte oturdu,
Birini güneş çarptı. Kaldı bir zenci.
Bir küçük zenci yapayalnız kaldı.
Gidip kendini astı. Kimse kalmadı................
Kitabın ana fikri şiirdeki kurguya dayanıyor, ama bunu bilmenize rağmen ilerisine dönük bir tahmin yapmanız imkansız.Ben okurken bir çok senaryo yazdım kafamdan ama hepsi boş çıktı.Kitabın son sayfasına kadar ne olduğunu anlayamıyorsunuz.Bu da haliyle kitabı çok cazip bir hale getiriyor ve asla elinizden bırakamıyorsunuz. Hikaye son derece tempolu,gizemli,gereksiz tasvirlerden uzak ve en önemlisi sizi hep ters köşeye yatırıyor.Bu kadın sanki böyle muhteşem ve birbirinden benzersiz kurgular yapmak için yaratılmış.. Mutlaka okuyun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















