29 Ocak 2011 Cumartesi

YEDİ KARTAL EFSANESİ - Zülfikar'ın Hükmü

Saygın Ersinin ''Yedi Kartal Efsanesi'' adlı üçlemesinde, serinin ilk kitabının adı ''Zülfikar'ın Hükmü''. İkinci kitap ''Erbain Fırtınası'',  üçüncü kitap ise ''Ateş ve Bedel''.

Serinin ilk iki kitabı yayınlanmış durumda, son kitap ateş ve bedelin ise ne zaman çıkacağı tam bir muamma. Yazara göre eli kulağında. Bakalım göreceğiz zamanla. Umarım 3. kitapta bir an önce çıkar.

Yani ben bu kitabın güzel bir kitap olduğunu tahmin ediyordum ama, bu kadar mükemmel, bu kadar tempolu, bu kadar çok yönlü, bu kadar zengin, şaahane bir kitap olmasını inanın hiiç beklemiyordum. Çok şaşırttı, çok mutlu etti bu kitap beni.

Elimden geldiği kadar spoiler vermeden ufak ufak anlatmaya, kitap hakkında ip uçları vermeye gayret göstereceğim...

Kitabın öyle güzel bir giriş bölümü var ki, yaklaşık 15 sayfası masal tadında. Hemen kitabın başından birkaç cümle yazayım, daha iyi anlaşılır.
''Rivayet olunur ki, kadim zamanlarda büyü denilen kudret cennetin ve cehennemin kapıları ardında kilitliymiş. Zaman yeniymiş, zaman körpeymiş daha. Akıl ve emek hüküm sürmekteymiş yeryüzünde. Toprak işlenmekte, nesiller yürümekteymiş. Topraktan evler, evlerden şehirler, şehirlerden ülkeler kurulmaktaymış. Her iki alem de kıvanç duyarmış eylediklerinden. Lanetlenmişler ise, zamanlarının gelmesini beklerken, öfke, kin ve sabır biriktirirlermiş kuytu köşelerde. Ve o şeytanmış ki bin türlü hilenin mucidi, kara kalpli uşaklarıyla birlikte göndermiş büyüyü yeryüzüne. Büyü güçlüymüş büyü güzelmiş.....'' diye başlıyor kitap ilk paragrafında. Buna karşılık meleklerde kendi sanatlarını yer yüzüne gönderiyorlar ve sanat sahibi asil kanlı mini mini bebeler doğmaya başlıyor. Zaman içinde Lokman Hekim diye sanat sahibi bir zat, diyar diyar dolaşıp kendi gibi sanat sahibi 7 tane çocuk bulup bunları yetiştiriyor ve yediler efsanesi böylece başlamış oluyor. Günümüze kadar kötülüklerle savaşarak, aleme nam salarak geliyorlar. (Hikaye çoğunlukla günümüz istanbul ve ankarasında geçiyor.) Tabi arada ölenler oluyor yedilerden, ama onların yerine yeni çocuklar bulup yetiştiriyorlar ve yediyi hiç bozmuyorlar. Yediler lokman hekimin bulduğu bir iksir sayesinde hiç yaşlanmıyorlar, ancak hain pusularda kalleşçe öldürülebiliyorlardı.

Yediler değişik sanatlara sahipler. Ve şunu da söyleyeyim, aklınıza hemen erkek egemen bir grup gelmesin yediler deyince. Hatun kişilerde var grubun içinde, nerdeyse yarı yarıya. Bunların kimi toprağa hükmediyor, kimi ateşe, kimi rüzgara, kimi insan bedenine, kimi bitkilere. Hepsinin birbirinden ayrı sanatları var. Ben bu kadar anlatıyorum ama merak etmeyin bunların hiç biri spoiler değil. Kitabı elinize aldığınızda ilk bir kaç sayfada zaten bunları öğreniyorsunuz. Kitabın asıl konusu çok farklı!

Hikayede o kadar çok karakter var ki, ve hepsi o kadar birbiriyle uyumlu ki, asla tempo düşmüyor, asla boş şeyler anlatılmıyor. Hep dolu dolu hep merakla okuyorsunuz. Dedim ya, kitap bir ana karaktere bağlı olarak dönmüyor. Buradan zaten yedi kişiler onları ayrı ayrı ele almıştır hükmü çıkmasın, çünkü yediler dışında da bir sürü önemli karakter var, bir sürü önemli topluluk var. Mesela;


  • Genelkurmayın 12. daire diye çok gizli bir birimi var, bilim dışı gelişmeleri ve varlıkları takip eden, ve direk cumhurbaşkanlığına bağlı çalışan. Bu dairenin 2 subayı da karakterlerin içinde.
  • Çok usta ve namlı bir hırsız kız var aynı Lishbeth tarzı.
  • Hz. Ali'nin kılıcı, kitaba adını veren Zülfikar ve onun efsanesi ve günümüzde ki konumu var.
  • Geceliler var. Vampirler yani. İstanbulda yaşayan geceli aşiretleri, soylu geceli aileleri var.
  • Osmanlı zamanından beri geleneklerini ve birimlerini koruyan yeniçerilerin en seçkin kolu olan solaklar var.
  • Kapalıçarşının altındaki efsanevi, alimi deli, deliyi alim yapabilecek kadar çok ve sınırsız bilgi içeren Arifan kütüphanesi var. (Hep yabancıların böyle yerleri olacak değil ya, bizim tarihimizin de inanılmaz gizemleri, günümüze kadar ulaşan bilinmedik mekanları var)
  • Şarlatan büyük imam var, onun kurduğu ve müritlerinin beynini yıkayarak onları birer katile, tetikçiye, askere dönüştürdüğü, tarikat kisfesi altında ki büyük çetesi var. İmamın, işleri yürüten 2 ana adamı, Behram ve Avukat Behsat Taner var. Bunlarda kitapta oldukça önemli yer tutuyorlar..


İşte bu kadar çeşitli ve nitelikli bir kadroya sahip bu kitap. Hal böyle olunca da, hikayenin bir tek kitaba sığması düşünülemez. Çünkü bu kitabın, bu serinin diğer bir çok seri halindeki kitaplardan, hikayelerden önemli bir farkı  var. Diğer seriler kitap sonların da hikayeyi bir şekilde bitirip, diğer kitapta devam eden ana durum ve karakterlerin yanısıra daha farklı bir macera ve olay sunarlar okuyuculara. Bu seri ise kesinlikle seri olsun diye yazılmamış benim görüşüme göre. Hikaye ve karakterler o kadar fazla ki, bir kitapta toplanması çok zor. Bu yüzden ilk kitap heyecanın en dorukta olduğu ve olayların en karmaşık olduğu bir yerde bitiveriyor. İkinci kitap birden bayrağı devralıp kaldığı yerden ve dakikadan devam ediyor... En kısa zamanda ikinci kitap ''Erbain Fırtınasını'' da okuyacağım, inanılmaz meraklardayım zira...

Yazıyı yazdıktan sonra aklıma geldi, bu hikayeden muhteşem bir dizi çıkmaz mı size göre de? Amerikalıların, ingilizlerin yaptığı gibi sağlam bütçeli 45 er dakikadan 12-13 bölümlük en az 3 sezon dizi çıkar bu hikayeden. Neden bizimde bir ''Heroes'' bir ''4400'' bir ''Misfits'' bir ''Sanctuary'' bir ''Merlin'' bir ''True Blood'' gibi yapıtlarımız olmasın. Hiç böyle ciddi bir proje yapılmadı ülkemizde. Bence bu hikaye bu iş için biçilmiş kaftan, ve çok çok ilgi göreceğinden eminim, yeter ki ciddi ve maliyetli bir yapım olsun. Kesinlikle yapımcısına çok kazandırır bu iş. Sponsor bulup ben mi soyunsam bu işe acaba:)) Yalnız dikkatinizi çektiyse film demedim, dizi dedim. Çünkü bunu film yapıp 90-100 dakikaya sığdırmak, hikayeyi katletmek olur. Yada bir ''Harry Potter'' bir ''Twilight'' gibi çok uzun soluklu ve daha çok maliyetli bir seri film de olabilir. Ama dediğim gibi en mantıklısı ve pratiği adam gibi bir dizi yapmak ve tarihe geçmek...

8 yorum:

  1. oooo kesin alacağım, muhteşem bir seriye benziyor, hele İstanbul'da yaşayan GECELİLER dedin ya, tamamdır. Harika bir tanıtım olmuş, ellerine sağlık. Hep böyle bizim ülkemizin de gizemli yönlerini, esrarlı mekanlarını, gerçeküstü varlıklarını konu alan romanlar yazılmasını istemişimdir. bu kadar güzel bir roman olmasına çok sevindim.

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim:) aslında bu seriyi bitirip senin tarihçiye devam etsem süper olur. sonun da vimpir olup çıkmayım da ama:))))

    YanıtlaSil
  3. yani pes demek istiyorum bir kitap bu kadar mı özendirilir bu kadar mı bir insanın kafasında ki soru işaretleri yok edilir helal olsun diyorum tek kelime ile:)) ve hemen kitabı bugun alıyorum:)) ellerine sağlık süper bir yazı olmuss:))

    YanıtlaSil
  4. gerçekten projeye para yatırmaktan çekinmeyen bir yapımcının ellerinde hem efsanevi bir dizi olurdu, hem de ülkemizin inanılmaz bir reklamı yapılmış olurdu. şu muhteşem yüzyıl'a para saçtık diyorlar ama kanuni'yi 20 adamla sefere gönderiyorlar, saçma salak bilgisayar efektleri kullanıyorlar filan. bu hataya düşmeden projenin hakettiği yatırımı yapacak bir ekiple , sanırım harika bir yapım ortaya çıkardı.

    evet evet Tarihçi'yi oku bundan sonra:))

    YanıtlaSil
  5. aman efendim, teşekkürler ederim seda hanım:) bencede al mutlaka kitabı. zaten 2-3 günde kesin bitirirsin kitabı sen. çok sarıyor:)

    YanıtlaSil
  6. aslı, birleşip böyle bir projemi gerçekleştirsek acaba. geliştirmesine geliştirelim yazarla irtibata falan geçelim ama, sonra bunu elimizden almasınlar bizim:) Hem maddi olarak güçlü hemde tanıdık bir yapımcı yada sponsor bulmak lazım bu işi için, bize kelek atmıycak:)) walla köşe oluruz. ezel mezel hak getire:)))

    YanıtlaSil
  7. Alkım, yazını yeni okuyabildim..kitabı çok merak ettiğimi söylemeye gerek bile duymuyorum:)..

    YanıtlaSil
  8. gizem,yaz yaz, bunu da yaz okunacaklar defterine,hatta başlarına.okumalısın mutlaka:))

    YanıtlaSil