19 Ocak 2011 Çarşamba

Kürk Mantolu Madonna


Sabahattin Ali bu romanını yada uzun hikayesini 1943 yılında yayınlamış. Gizem ( kitapdelisigizem ) sağolsun, bu kitaptan gerek bloğunda gerek diğer ortamlarda o kadar övgüyle bahsetti ki, ben de öncelikle bu kitabı okumaya karar verdim. İyiki de öyle yapmışım çünkü dediği kadar varmış. Çok farklı bir hikayesi ve net bir anlatım tarzı var. Ben çok beğendim, beğenmenin yanısıra çok da etkilendim. Kitabı okumamış olanlar için detaya girmeden önce şöyle bir özet yapabilirim; Sabahattin Ali'nin yeni girdiği bir işteki çalışma arkadaşı Raif beye ilgisini ve bir takım hadiseler sonucu eline geçen Raif beyin kara kaplı defterinin içinde yazan hikayesini konu alıyor kitap. Çok ezik, pısırık ve korkak biri olan Raif beyin, kafadan kırık ve bir o kadar da değişik bir kişilik olan Maria Puder ile olan münasebetini konu alan çok farklı, dışı başka içi başka dedirtecek bir hikayedir Sabahattin Ali'nin bizlere okuduğu hikaye.. Mutlaka okumanızı öneririm. Kitap başlarda biraz sıkıntılı başladı benim açımdan. İlk 45 sayfa da sıkılmaya yüz tutmuş iken kitabın bundan sonrası çok enteresan bir hal alarak beni esiri ve etkisi altına almayı başardı.. Müthiş farklı bir anlatım dili var ve okurken türk edebi diline ve zarifliğine hayran kalıyorsunuz..

YAZININ BUNDAN SONRASI KİTABI OKUMAYI DÜŞÜNENLER İÇİN SAKINCALI OLABİLİR!! 



İlk dikkatimi çeken konulardan biri de Raif efendinin babasıyla ilgili düşünceleriydi..Raif efendi bence babasının kıymetini hiç bilmedi ve ona kafasındaki düşünceleriyle saygısızlık ve nankörlük etti.. Belki büyüme çağında ona çok anlayışlı ve alakadar davranmamış olabilir ama; adam, raif dağa çıkıp eşkiya olma hayalleri kurarken onu okumaya sevketti, istanbullara yolladı, orda da dikiş tutturamayınca almanyaya yolladı, iş öğrensin lisan öğrensin diye, yetmedi sorgusuz sualsiz 2 yıl para yollayıp aylak aylak dolaşmasını sağladı. Yani daha ne yapsın bilmem ki..

Raif beyin yaş kavramı da biraz dikkatimi çekti. Kendi 24-25 yaşında iken 35 yaşındaki kadına yaşlı demesi pek bir abest idi.

Ay isimleri süperdi ama. aralık-kanunuevvel, ekim-teşrinievvel gibi..

Maria Punderin zaman kavramı üzerine düşüncelerini çok radikal ve gerçekçi buldum.kısaca aktarmak isterim;

''Yılbaşının da sence hiçbir hususiyeti yok mudur?'' diye sordum (raif bey)
''Hayır'' dedi (maria), ''senenin diğer günlerinden ne farkı var sanki? Tabiat onu herhangi bir şekilde ayırmış mı? Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil; çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması... İnsan ömrü doğumundan ölümüne kadar uzanan tek bir yoldan ibarettir ve bunun üzerinde yapılan her türlü taksimat sunidir...'' 

Ve son olarak aşkla ilgili 2 farklı düşünce aktarmak istiyorum Raif ve Maria'dan;

Raif - ''İçinde hakikaten sevmek kabiliyeti olan bir insan hiçbir zaman bu sevgiyi bir kişiye inhisar ettiremez ve kimseden de böyle yapmasını bekleyemez. Ne kadar çok insanı seversek, asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz. Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.''

Maria- ''Benim beklediğim aşk başka! O bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!''

7 yorum:

  1. beğenmene sevindim:)..okumana ben vesile olduysam ne mutlu bana :)

    YanıtlaSil
  2. Okuyup okumamakta çok kararsız kaldığım bir kitap. Geçenlerde Kuyucaklı Yusuf'u okudum, çok boğucu gelmişti bana.

    YanıtlaSil
  3. sevmiştim özellikle dilini ...

    YanıtlaSil
  4. ilk başlarda benide şöyle ufaktan bir boğar gibi yaptı bu kitap, ama birden ayrı bir boyuta ve ülkeye ve karakterlere taşınınca birde denizin dediği gibi çok güzel ve akıcı bir dille anlatılınca bunlar çok keyifle okudum geri kalan kısmını. listemde vardı bu kitap fakat gizemin yazdıklarını okuduktan sonra öne alıp okumaya karar verdim.pişman da olmadım. sana da tavsiye edebilirim,biblio..

    YanıtlaSil
  5. raif'e her türlü fırsat verildi, o bu fırsatları kullanmadı, sonra kendini boşvermişliğe bıraktı, herşeyi koyverdi. terli terli dolaşıp paltosunun önünü açtı bi de. sersem adam:) hikayenin sonu da tam türk filmlikti. sadece raif'le maria puder'in hikayesi olmalıydı bu kitap, baştaki anlatıcının bunalımlarına gerek yoktu bence.

    YanıtlaSil
  6. aynen katılıyorum,sabahattin abi çok bunalttı başlarda.direk raif'in ağzından yada fazla teferruata girmeden ve direk bankadan anlatmaya başlayıp şöyle 10 sayfada falan toplarlasaydı sabahattin ali, kitap daha çekici olurdu.45 sayfa fazla olmuş biraz.istiridye kabuğunun içindeki inci misali. inciye ulaşmak için önce kabuğunu aşmak gerekli!

    YanıtlaSil
  7. kitaba başladım ama çok fazla betimleme vardı ve çok sıktı okumayı bıraktım 1 ay sonra tekrar okumaya başladım ve bitirdim bu sefer :) ama gayet güzel bir kitap tavsiye edilir.

    YanıtlaSil