26 Kasım 2010 Cuma

The Walking Dead


























Sezonun en umut bağlanan ve aylardır beklenen dizisi The Walking Dead yayına gireli bir ay oldu nerdeyse. Ve beklendiği gibi de oldu. Ciddi reytingler alan dizi ilk iki bölümün ardından ikinci sezonun siparişini de aldı. Konu klasik ama yapım çok kaliteli. Eğer ki bu türe karşı ilginiz varsa çok beğeneceğinizden eminim. Ama uyarmam lazım biraz mide de lazım izlerken. Sahneleri bayağı detaylı gösteriyorlar! Türkiyede ki yayıncı kanalının sitesinden link verdim. İkinci bölümü komple izleyebilirsiniz...
             ---- The Walking Dead 2.bölüm - FOXLIFE ----

25 Kasım 2010 Perşembe

Genel Ev

Devekuşu kabare,,, çocukluğum bu adamları dinlemekle geçti. Her oyunlarının her kelimesini hala ezbere biliyorum desem hiç abartmış olmam.Öyle sağlam espriler, öyle iyi oyunculuk, öyle iyi bir tiyatro - kabare - var ki ortada, hala kendimi dinlemekten, izlemekten alıkoyamıyorum. Ben çocukken, arabada yolculuk ederken bile kasetlerini dinlerdik, ailece.. Kabera yaptıkları vakitlere -sonlarına- , ozamanlar henüz aklımı başıma almamış olduğumdan yetişemedim, canlı olarak izleyemedim. Ama evde betamax kasetlerinden, arabada kaset çalardan sürekli dinlerdim, ki kasetleri hala seri halinde bende.)
Hala bu videoları izlediğimde beni etkiliyorsa, aynı ilk dinlediğimdeki gibi güldürebiliyorsa, üstatlar gerçekten ölümsüz işler yapmışlar demektir bu. Ve hala kimsenin bu işlerin üstüne çıkamadığı anlamına da gelir. Zaman değişti, mekanlar değişti, yaşam şartları değişti ama oyunlar, espriler etkisini hiç yitirmedi. Ölümsüzlük bu olsa gerek. Aşkolsun oyununun genel ev kısmının videolarını koydum, youtube sağolsun. Eğerki gerçekten bu oyunları izlemediyseniz - ki büyük kayıp.)- izleyin ve Zeki Alasya, Metin Akpınarın sahnede nasıl devleştiklerini görün. Ve tabi çook gülün .))



20 Kasım 2010 Cumartesi

ATEŞİ YAKALAMAK - CATCHING FIRE

Açlık oyunlarının devamı, serinin ikinci kitabı, aynı ilk kitapta olduğu gibi heyecan ve aksiyon tüm hızıyla devam ediyor.Ama belkide açlık oyunlarına göre biraz daha az aksiyon olduğunu söylesem yanılmamış olurum. Onun yerine biraz daha fazla taktik ve akıl oyunları var.

Eleştirim şu olabilir; imla hataları çok fazla türkçe çevirisinde. Çeviride anlam ve ifade olarak pek bir bozukluk yok,sadece çok çok fazla harf hatası yapılmış, kelimelerin ekleri yalnış basılmış yada eksik bırakılmış. Bunun sonucuda cümleleri bazen iki kere okumak zorunda kalmanız oluyor.Tabi bu bütün basımlar için mi geçerli yoksa sadece benim okuduğum basım için mi bunu bilemiyorum..


----Yazının bundan sonrası spoiler içerebilir----


Yalnız, okurken çok şaşırdığım birşey oldu, Peeta ve Katniss i tekrar arenaya koyup savaştırdılar. kitabın son 1/3 lük bölümü tekrar arenada geçiyor zaten. Ama tabi ilki gibi değil. bu sefer çok farklı. Bu sefer haraçlar birlik oluyolar vee...... .)
Yine bu kitaptada Katnisin yarılmadık yeri kalmıyor. Kızın kafasını gene kırıyolar.) Yok korkuyorum son kitapda üşütük olup çıkıcak diye.) E kafaya bu kadar darbe alırsa olucağı budur yani.. Taş kafa Katniss .)

İlk kitap eğer 10 puansa, buna da  8 puan verebilirim. Darısı Alaycı kuşun başına........

17 Kasım 2010 Çarşamba

Bir Sertab Klasiği

Sertab erener den unutulmayacak bir şarkı daha geldi bu yıl.. Bir damla gözlerimde... Şaahane bir parça, çok çok beyendim ben. Alıyo götürüyo valla dinlediğim zaman. ama nerelere diye sormamak lazım tabi:) Klip de çok sade ve şık olmuş. hiç yormuyo, direk şarkıya kanalize olabiliyosun. on puan on puan on puan......



Youtube bazen kelek atıyo, açmıyo videoları. bunlarda yedek olsun..


Dailymotion :
SERTAB ERENER - BİR DAMLA GÖZLERİMDE


Fizy :
SERTAB ERENER - BİR DAMLA GÖZLERİMDE


Çok geç oldu belkide düşündük taşındık
Bir çok şeyi birbirimizden sakındık
Bir şey eksik cümlede
Yüklem mi, özlem mi sakladığın şey her neyse beni üzermi



Öyle çok şey varki içimde
hep sustuk konuşmak yerine
Konuşmadığımız her ne varsa
Seninle sakladım gözlerimde



Ne olur sende fazla üzülme
Hep kendi kendine yenilme
Konuşmadığımız her ne varsa seninle
Bir damla gözlerimde......

14 Kasım 2010 Pazar

AÇLIK OYUNLARI - THE HUNGER GAMES

Aslında 2008 de yayınlanan bu kitabı yeni okudum malesef. Uzun zamandır elime kitap almadığımda açığa çıkmış oluyor böylece:( Seri 2010 yılı içinde yayınlanan son kitap Alaycı Kuş ile tamamlandı..

Serinin ilk kitabı açlık oyunlarını oldukça beğendim. Çok sürükleyici ve hep bir diğer sayfada ne olacak diye merak etmenizi sağlayan, sürekli bir hareket bir koşuşturma içeren fantastik bir hikaye. 2011 de filmi de çekilmeye başlanacakmış kitabın.Alacakaranlık ve benzeri serilerin pabucunu dama atması çok muhtemel olur sanırım.

Anlatımı çok sade, anlaşılır ve akıcı. Detay anlatımları asla gereğinden fazla değil. Her şey tam kıvamında bırakılmış. Edebi olarak bir şeyler bekleyenler bu kitapta umduklarını bulamazlar.Ağdalı, hayatınızda ilk defa okuyacağınız sözcükler karşınıza çıkmayacak bu kitabı okurken. Yalın ve direk hikayenin içine, heyecanın içine çekmeye yönelik bir anlatım söz konusu. Çevirisi  de mükemmel diyebilirim.İyimi kötümü bilmiyorum - kişiden kişiye değişir - ama hikaye inanılmaz boyutta vahşet içeriyor.

 ---Yazının bundan sonraki bölümü ispiyon içerebilir---


Hikaye tamamen hayal ürünü bir kurguya dayanmakta. Aslında genel yapısı itibari ile daha önce bir çok kez okuduğunuz yada izlediğiniz kitap ve filmlere benzetebilirsiniz. Hani olur ya, bir grup suçluyu yada katili bir adada toplarlar, internet vs. üzerinden canlı yayın yaparak insanlara yüksek miktarda bahis oynama imkanı verirler, ta ki herkezi öldürüp hayatta kalmayı başarabilen ve sonunda özgürlüğü ve yüklü bir miktar ikramiye ile ödüllendirilecek bir şampiyon çıkana kadar.Günlerce belki haftalarca... Hikaye ana hatları ile buna çok benziyor. Ama okurken asla klasik veya tahmin edilebilir değil, tamamen kendine özgü kuralları ve detayları olan bir hikaye.
Farklı bir zaman, farklı bir dünya, farklı bir düzen.. Ana karakter yani Catnis, genç bir kız. Bütün hikayeyi catnisin ağzından ve gözünden takip ediyorsunuz.. Okurken adeta kızın kafasının üstünde bir kamera varda sizde bütün olan biteni burdan takip edermişcesine, ordan oraya koşturup duruyorsunuz. Catnisin dilinden, gözünden, kulağından ve aklından geçenlerden başka hiç birşey hiç bir anektod yada genel bir anlatım yok. Hikayede buna sonuna kadar sadık kalınmış..

Yaşadığın hayattan seni alıp götürme gücüne sahip bir kitap. Kopup gitmek, kafa dağıtmak için bire bir. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum..

7 Kasım 2010 Pazar

SİSSS

photo by me

Özellikle cumartesi akşamı ve ondan önceki 3-4 gece müthiş bir sis vardı istanbulun heryerinde.Böyle yoğun ve istikrarlı bir sis heralde daha önce görmemiştim,hatırlayamıyorum. camdan aşağıya bakınca zemin görünmüyodu, karşı binaları zaten geçtimde,onlar komple kayıp...Sanki dünya yeni oluşmakta ve koca bir sis bulutunun içinde sadece ben.başka kimse başka hiç birşey yokmuş gibi.Cama baktığında sadece beyaz-krem rengi arası bir boşluk görünüyo. Çok enteresan bir duygu. fotoğrafta çektim hatta aşağı inip fazla bişey görünmedi tabi ki,ceple çektim ama ışıklar olmasa bu kadarda çıkmazdı. birde erken saatlerde çektim, gece yarısı dahada arttı.. küresel ısınmadan mı başka bir şeyden mi bilmem,, dur bakalım daha neler görücez...

6 Kasım 2010 Cumartesi

REPLAY (SİL BAŞTAN) - KEN GRIMWOOD

2010 da tekrar gündemde olan hatta Ben Affleck in oynadığı birde uyarlaması çekilmekte olan Ken Grimwood un ödüllü romanını henüz okudum. Ama bir hatam şu olduki,yandaki resimde görülen türkçe çevirisini okudum! Ve hayretler içinde kaldım okurken,''bu kadar kötü ve özensiz bir çeviri nasıl olur!'' diye .. Cümlelerdeki anlatım bozuklukları, imla hataları, kelime bozuklukları çok fazla. Birçok cümlenin şimdiki zamanla başlayıp geniş zamanla bitebildiğini, bazı kelimelerin eksik yazıldığını yada basıldığını görebilirsiniz. Tamam ingilizceden türkçeye çevirirken bire bir uyduramadığın cümleler olabilir ama,bunları aynen bozuk şekilde basmak ne kadar mantıklı.adı üstünde çeviri yapıyorsun, uyarlıyorsun. çok ufak rütuşlarla cümlelerin ve hikayenin bütününün anlamını bozmadan bu cümleleri daha akıcı bir hale getirmek doğrusu olsa gerek. Bu kitabın çevirmeni ve onun editörü tam bir facia.Mümkünse sektörü derhal terk etsinler:) Kapak tasarımınıda söylemeden geçemeyeceğim; çok çok beyendim.harika çok zevkli bir tasarım olmuş.abartmadan, orjinalinin verdiği havayı bozmadan...

Kitabın geneliyle ilgili yorumum;

Roman konu itibarıyla çok ilgi çekici,anlatım tarzı olarak ise kesinlikle sıradan değil.Ama hikaye, okurken seni bir yakalıyor heycanlandırıyor bir rutine ve çok fazla detaya girip bırakıyor.başından sonuna akıcı bir anlatım dili olmasada,hikaye genel olarak kitabın içinde tutuyor seni.Ama tabi kişiden kişiye değişebilir.Mesela ben kitabın siyaseti fazla irdelediği bir bölümünde çok sıkıldım,politika sevmediğimden ötürü. Yazarla ilgili olarak dikkatimi çeken şu oldu,gerçi ölünün arkasından pek konuşulmaz ama:), kesinlikle kompleksli,seks kompleksi olan birisi.Yada romanı yazdığı dönemde bu ruh hali içindeymiş. yani romanın baş karakterinin hatırını sormadığı hatun kalmadı etrafda:) Olabilir,karakter bu sonuçta,ama bu kadar detaylı ve sayfalarca oluşu ve defalarca bu erotik hatta pornografik anları detaylandırması kesinlikle normal değil. Yani okuyucunun hiç bir şey hayal etmesine belli bir noktadan sonra kendisinin şekillendirmesine gerek ve izin yok bu erotik kısımlarda..gözünü çıkarmış yazar sağolsun! nasıl sağ olsun yaw adam öldü yaa,,,yazdıktan sonra aydım:))

Genel olarak toparlarsam, kitap kesinlike alınıp okunmalı.yazdığım eleştiriler devede kulak.çok başarılı bir roman.hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayabilir. eğer imkanlar dahilindeyse orjinalini alıp okumak en güzeli olucaktır..