Öncelikle tekrardan Deniz'e çok teşekkür ediyorum bu güzel hediyesi için..
Bende en az Deniz kadar sevdim bu kitabı. çok farklı bir tarzı var Soljenitsinin. Kitabın enteresan tarafı adından da anlaşılacağı gibi sadece bir günü anlatması. Şuhovun sabah kalkışından akşam tekrar yatmasına kadar olan yaşadıkları anlatılıyor sadece.. Ama kitabı uzatmak doldurmak için gereksiz ayrıntılar yada uzun uzadıya tasvirler yok.Herşey çok kıvamında ve olması gerektiği gibi. O yünden okurken hiç sıkmıyor sizi. Düşünsenize 100 sayfa okumuşsunuz daha gün öğlen olmamış! Bu çok önemli bir ayrıntı bence..
Genelde yazılarımda kitap içeriği hakkında ayrıntılı bilgi pek vermem. Burda da kısaca anlatmam gerekirse; Şuhov'un rusyadaki bir toplama kampındaki 10 yıllık mahkumiyetinin son yılındaki bir gününün anlatıldığını söyleyebilirim.
Kitabı okurken, bu bahar gününde üşüdüm resmen, o nasıl soğuktur öyle!!
Bu ruslar nasıl insanlardır öyle,yada insanmıdırlar acaba! Kitabın yazıldığı, almanlarla savaş halindeki dönem için söylüyorum bunları...
6 Mayıs 2012 Pazar
30 Nisan 2012 Pazartesi
SHANTARAM
Kitabı okumam oldukça uzun sürdü,ama bu uzun süre kitabın yaklaşık 900 sayfa oluşundan yada ağır ilerlemesinden değil tamamen benden kaynaklı idi.
Shantaram'ı çok beğendim hemen hemen okuyan herkez gibi. Hikayeyi eşsiz ve cazip kılan ise,roman yada kurgu değil, yazarın gerçek hayat hikayesi oluşudur. Kitabı okurken çok düşündüm ''böyle bir hayatı kaç kişi yaşar ki yeryüzünde?'' diye. Gerçekte çok eşsiz ve sıradışı bir hayat, eğer bu hayat paylaşılmadan yitip gitseydi çok yazık olurdu.
Gregory David Roberts Bombay'ı o kadar çok sevmiş ki ve öyle candan bir şekilde anlatmış ki, gidip hindistana yerleşeniz geliyor..
Kitap asla tek düze değil. Tamam biraz uzun ama sanki kitap içinde kitap okuyormuş hissi veriyor size.farklı insanlar, farklı mekanlar, farklı maceralar...
Bazen böylede olmaz ki ne biçim yazmış dediğiniz yerler olaylar oluyor,ama sonra bunun hayal gücü değil de gerçek hayat olduğunu hatırlayınca buruluyorsunuz, evet anca gerçek hayat bunu yapar demekten kendinizi alamıyorsunuz..
Kitabın sevmediğim taraflarından biride çok çok uzun ve ayrıntılı tasvirler yapması.. okurken bazen sıkıldığım oldu bu yüzden, ama aksiyon o kadar bol ki,hemen toparlıyor kendini sayfalar...
Bir başka negatif yanı ise hikayenin sonunun olmaması - ve hayat devam ediyor -. Gerçek oluşunun bir dezavantajı bu sanırım. yazar henüz ölmedi sonuçta, yaşamaya devam ediyor..
Kitapta sık geçen bir mekanın ve Gregory David Roberts'un resmini buldum, tam kafamdaki gibi desem yalan olmaz..
Shantaram'ı çok beğendim hemen hemen okuyan herkez gibi. Hikayeyi eşsiz ve cazip kılan ise,roman yada kurgu değil, yazarın gerçek hayat hikayesi oluşudur. Kitabı okurken çok düşündüm ''böyle bir hayatı kaç kişi yaşar ki yeryüzünde?'' diye. Gerçekte çok eşsiz ve sıradışı bir hayat, eğer bu hayat paylaşılmadan yitip gitseydi çok yazık olurdu.
Gregory David Roberts Bombay'ı o kadar çok sevmiş ki ve öyle candan bir şekilde anlatmış ki, gidip hindistana yerleşeniz geliyor..
Kitap asla tek düze değil. Tamam biraz uzun ama sanki kitap içinde kitap okuyormuş hissi veriyor size.farklı insanlar, farklı mekanlar, farklı maceralar...
Bazen böylede olmaz ki ne biçim yazmış dediğiniz yerler olaylar oluyor,ama sonra bunun hayal gücü değil de gerçek hayat olduğunu hatırlayınca buruluyorsunuz, evet anca gerçek hayat bunu yapar demekten kendinizi alamıyorsunuz..
Kitabın sevmediğim taraflarından biride çok çok uzun ve ayrıntılı tasvirler yapması.. okurken bazen sıkıldığım oldu bu yüzden, ama aksiyon o kadar bol ki,hemen toparlıyor kendini sayfalar...
Bir başka negatif yanı ise hikayenin sonunun olmaması - ve hayat devam ediyor -. Gerçek oluşunun bir dezavantajı bu sanırım. yazar henüz ölmedi sonuçta, yaşamaya devam ediyor..
Kitapta sık geçen bir mekanın ve Gregory David Roberts'un resmini buldum, tam kafamdaki gibi desem yalan olmaz..
10 Aralık 2011 Cumartesi
Eve Dönüş Videosu
Bu akşam eve dönerken trafik gene fena patladı.can sıkıntısından ne yapacağımı şaşırdım,açtım telefonun kamerasını eve gidene kadar, çektim. İyi de geldi, çekime başladım trafik açıldı:) kaza olmuş tem'de maddi hasarlı... İşte her akşam işten dönerken kat ettiğim yol budur,taaa ki garaja parkedene kadar..
18 Ağustos 2011 Perşembe
Anekdot...
Bugün bir kez daha şahit oldum ki benim aklım bir tuhaf çalışıyor. Başkalarının aklına en son gelecek şey benim aklıma ilk olarak geliyor.. Bu bazen büyük bir avantaj olurken bazende saçmalamama sebeb olmuyor değil yani. Çok basit bir olayda gözümün önündekini görememem de pek çok oluyor..Her olay da komplike bir sorun değil ki ama arkadaş!
Bugün yolda gidiyorum. Her zamanki gibi trafik berbat, 1 ileri 2 geri. Önümdeki arabadaki adam camdan elini çıkardı ve işaret parmağını gök yüzüne doğru kaldırıp,sabit bir şekilde beklemeye başladı. Evet nedir bu durumda akıllara gelen? Benimkini hemen söyliyorum. O 4-5 saniyelik kısa zamanda aklıma sırasıyla gelen 3 yorum şu şekilde;
a) Yukarda Allah var
b) Aa yukarı bak üstümüzden zeplin geçiyor.. Ki ciddi ciddi ön cama uzanıp yukarı baktım (bu aralar fazla bilimkurguda izlemiyorum halbuki)
c) arabam arıza yaptı,çalıştırmaya uğraşıyorum,bir saniye lütfen!
cevap veriyorum doğru seçenek c...
evet evet çok çalışıyorum bu aralar farkındayım......
Bugün yolda gidiyorum. Her zamanki gibi trafik berbat, 1 ileri 2 geri. Önümdeki arabadaki adam camdan elini çıkardı ve işaret parmağını gök yüzüne doğru kaldırıp,sabit bir şekilde beklemeye başladı. Evet nedir bu durumda akıllara gelen? Benimkini hemen söyliyorum. O 4-5 saniyelik kısa zamanda aklıma sırasıyla gelen 3 yorum şu şekilde;
a) Yukarda Allah var
b) Aa yukarı bak üstümüzden zeplin geçiyor.. Ki ciddi ciddi ön cama uzanıp yukarı baktım (bu aralar fazla bilimkurguda izlemiyorum halbuki)
c) arabam arıza yaptı,çalıştırmaya uğraşıyorum,bir saniye lütfen!
cevap veriyorum doğru seçenek c...
evet evet çok çalışıyorum bu aralar farkındayım......
7 Mayıs 2011 Cumartesi
Aşkın Gözyaşları - Sinan Yağmur
Tasavvufi eserler sevenler için kesinlikle okunması gereken bir kitap. Bu bir roman değil Biyografik bir roman. Tebrizli Şems'in doğumundan ölümüne kadar geçenler kendi ağzından aktarılıyor kitapta. Okurken bir tuhaf oluyor insan. Adeta Şems ile konuşuyormuşsunuz gibi çok garip bir his veriyor insana. Yazarın anlatım üslubu da çok değişik.
Uzun uzun Şems ile Mevlana'nın karşılıklı sohbetlerini sanki yanlarında dinliyormuş gibi okuyabilirsiniz. Ama okurken pür dikkat olup bütün benliğinizi vermeniz gereken yerler var ve ben buraları okurken biraz sıkıldım açıkçası..
Şems'in mevlanayı terkettiğinde mevlananın şems'e yazdığı mektupları pek anlayamadım ama ben. Yani ne bileyim bir insan sevdiği kıza yada erkeğe nasıl yanık yanık şeyler yazarsa aynı şekilde yazılmış bunlarda. Çiçekler, böcekler, canımlar, cicimler... Bu mektupları Yaradan'a bağlayan, Allah ile alakalı bir şey yoktu içlerinde. Gayet duygusal aşk mektupları idi. Çözemedim ben bu işleri, benim içimin fesadlığındandır belki ama durum budur yani. İkisinin bir olup Allah'a yönelmesinin yanında bunlarda var..
Kitapta yazan cümlelerden bazılarını mutlaka yazmam lazım. Harika şeyler var çünkü.....
Uzun uzun Şems ile Mevlana'nın karşılıklı sohbetlerini sanki yanlarında dinliyormuş gibi okuyabilirsiniz. Ama okurken pür dikkat olup bütün benliğinizi vermeniz gereken yerler var ve ben buraları okurken biraz sıkıldım açıkçası..
Şems'in mevlanayı terkettiğinde mevlananın şems'e yazdığı mektupları pek anlayamadım ama ben. Yani ne bileyim bir insan sevdiği kıza yada erkeğe nasıl yanık yanık şeyler yazarsa aynı şekilde yazılmış bunlarda. Çiçekler, böcekler, canımlar, cicimler... Bu mektupları Yaradan'a bağlayan, Allah ile alakalı bir şey yoktu içlerinde. Gayet duygusal aşk mektupları idi. Çözemedim ben bu işleri, benim içimin fesadlığındandır belki ama durum budur yani. İkisinin bir olup Allah'a yönelmesinin yanında bunlarda var..
Kitapta yazan cümlelerden bazılarını mutlaka yazmam lazım. Harika şeyler var çünkü.....
- Şeytan, hayatınızı kolaylaştırıp, ömrünüzü uzatıyorum diye herkesi kandıran, boş vakitlerin tapınak şövalyesi... Herkesi dumansız ateşine çağıran ihtişamlı cüce. Ateşli kelimelerin şehvetli oyuncusu. İnsana emanet edilmiş olan cennet hayalini kıskanan ihtiraslı yılan. Aşkı bir türlü okuyamayan kör deccal.
- -----------------------------------------------------------------------------------------------------
- O, ne Arş'a ''Ey Levham''; ne Cennet'e ''Ey Cennetim''; ne Ateş'e ''Ey Ateşim'' dedi. Asilere, ''Ey Kullarım'' dedi. Bu sana yeter bir övünçtür.... Kıyamet günü ''bedenim,bedenim!'' diyeceksin. Hz. Muhammed ''ümmetim, ümmetim!'' diyecek. Cennet ''hissem, hissem!'' diyecek. Cehennem ''payım, payım!'' diyecek. Rabbu'l-İzzet, ''kulum, kulum!'' diyecek.
- -----------------------------------------------------------------------------------------------------
- Herkeste yedi tane ruh vardır. Ruh-u madeni, ruh-u nebati, ruh-u hayvani, ruh-u insani, ruh-u meleki, ruh-u sır ve ruh-u sırrı-us sır. Rüyadaki semboller bağlı oldukları ruh seviyesine, onları kavrayan ruha ve gören kişiye göre farklılık gösterirler. Sultan, köleyle aynı rüyayı görebilir, fakat anlamları farklıdır.
- -----------------------------------------------------------------------------------------------------
- Şeytan kıyamet zamanına kadar bütün insanları kandırıp saptırmaya çalışacağını söyledi. ''Önlerinde, arkalarında, sağlarında ve sollarında olacağım'' dedi.... Allah buna izin verdi; fakat şöyle buyurdu: ''Senin bütün takipçilerini cehenneme atacağım ve Ben de kullarıma altlarından ve üstlerinden tecelli edeceğim.'' Gördüğünüz gibi şeytan dört yönü alarak üstümüzü ve altımızı Allah'a bıraktı. İşte bu yüzden dua ederken ellerimizi havaya kaldırırız ve secde ederken başımız yere bakar...
6 Mayıs 2011 Cuma
Ne Okudum: Agatha Christie Kronolojisi
Ne Okudum: Agatha Christie Kronolojisi: "1920- Ölüm Sessiz Geldi - The Mysterious Affair at Styles 1922- Gizli Düşman - The Secret Adversary 1923- Dersimiz Cinayet - Murder on ..."
25 Nisan 2011 Pazartesi
ARI KOVANINA ÇOMAK SOKAN KIZ - STIEG LARSSON
Serinin 3. ve son kitabını okumam biraz fazla zaman alsada bitirdim nihayet. Sedanın kulakları çınlasın:) Ama dediği kadar varmış gerçektende. Serinin en iyi kitabıydı desem Millenium III için belkide çok abartmış olmam. Gerçi aslı biraz mırın kırın ediyordu okurken ama ben çok beğendim yinede.
Uzun bir kitap, yaklaşık 850 sayfa. Ama neredeyse hiç boş sayfası yok. Her anı dolu dolu ve heyecan bir an bile düşmüyor hikayede. Diğer 2 kitap gibi bu da mükemmel şekilde kurgulanmış ve her ayrıntı ince ince belirtilmişti. Yazarın en büyün özelliği zaten bu araştırmacı ve detaycı tarafı.
Kahvenin yine dibine vurdular bu kitaptada. Dibini görmeyen sevdiğini görmesin hesabı:)
Seriyi hiç okumayanlar için zaten konusunu anlatmam pek bir anlam ifade etmez. İlk 2 kitabı okuyup bunu bekletenler içinse sakıncalı olabilir! Çünkü kitap 2. nin kaldığı yerden başlayıp son sürat devam ediyor.
Kitabın sonunuda çok güzel bağlamış Larsson. Hiç bir soru işareti kalmıyor aklınızda. Ve bir sonraki kitaba devretmeyi düşünerek ucunu açık bırakmamış..
Lisbeth'i bir daha okuyamayacak olmak gerçektende üzüyor insanı. Filmleri de fena olmasa da kitap kadar tat vermiyor malesef.
HOŞÇAKAL LISBETH SALANDER ...
Uzun bir kitap, yaklaşık 850 sayfa. Ama neredeyse hiç boş sayfası yok. Her anı dolu dolu ve heyecan bir an bile düşmüyor hikayede. Diğer 2 kitap gibi bu da mükemmel şekilde kurgulanmış ve her ayrıntı ince ince belirtilmişti. Yazarın en büyün özelliği zaten bu araştırmacı ve detaycı tarafı.
Kahvenin yine dibine vurdular bu kitaptada. Dibini görmeyen sevdiğini görmesin hesabı:)
Seriyi hiç okumayanlar için zaten konusunu anlatmam pek bir anlam ifade etmez. İlk 2 kitabı okuyup bunu bekletenler içinse sakıncalı olabilir! Çünkü kitap 2. nin kaldığı yerden başlayıp son sürat devam ediyor.
Kitabın sonunuda çok güzel bağlamış Larsson. Hiç bir soru işareti kalmıyor aklınızda. Ve bir sonraki kitaba devretmeyi düşünerek ucunu açık bırakmamış..
Lisbeth'i bir daha okuyamayacak olmak gerçektende üzüyor insanı. Filmleri de fena olmasa da kitap kadar tat vermiyor malesef.
HOŞÇAKAL LISBETH SALANDER ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








