30 Nisan 2012 Pazartesi

SHANTARAM

Kitabı okumam oldukça uzun sürdü,ama bu uzun süre kitabın yaklaşık 900 sayfa oluşundan yada ağır ilerlemesinden değil tamamen benden kaynaklı idi.

Shantaram'ı çok beğendim hemen hemen okuyan herkez gibi. Hikayeyi eşsiz ve cazip kılan ise,roman yada kurgu değil, yazarın gerçek hayat hikayesi oluşudur. Kitabı okurken çok düşündüm ''böyle bir hayatı kaç kişi yaşar ki yeryüzünde?'' diye. Gerçekte çok eşsiz ve sıradışı bir hayat, eğer bu hayat paylaşılmadan yitip gitseydi çok yazık olurdu.

Gregory David Roberts Bombay'ı o kadar çok sevmiş ki ve öyle candan bir şekilde anlatmış ki, gidip hindistana yerleşeniz geliyor..


Kitap asla tek düze değil. Tamam biraz uzun ama sanki kitap içinde kitap okuyormuş hissi veriyor size.farklı insanlar, farklı mekanlar, farklı maceralar...


Bazen böylede olmaz ki ne biçim yazmış dediğiniz yerler olaylar oluyor,ama sonra bunun hayal gücü değil de gerçek hayat olduğunu hatırlayınca buruluyorsunuz, evet anca gerçek hayat bunu yapar demekten kendinizi alamıyorsunuz..


Kitabın sevmediğim taraflarından biride çok çok  uzun ve ayrıntılı tasvirler yapması.. okurken bazen sıkıldığım oldu bu yüzden, ama aksiyon o kadar bol ki,hemen toparlıyor kendini sayfalar...

Bir başka negatif yanı ise hikayenin sonunun olmaması - ve hayat devam ediyor -. Gerçek oluşunun bir dezavantajı bu sanırım. yazar henüz ölmedi sonuçta, yaşamaya devam ediyor..

Kitapta sık geçen bir mekanın ve Gregory David Roberts'un resmini buldum, tam kafamdaki gibi desem yalan olmaz..